Wikileaks Kurucusu Julian Assange

Wikileaks Kurucusu Julian Assange

Londra’nın biraz dışında, Thamesmead bölgesinde yüksek güvenlikli Belmarsh Hapishanesi yer alıyor. Belmarsh’taki bine yakın mahkûm arasında bir dönem dünyayı sarsan, şimdiyse artık yoğun gündemin arasında kendisine pek fazla yer bulamayan bir Avustralyalı bulunuyor. Julian Assange 18 aydır bu hapishanede tutuluyor ve ABD’ye iade davasının sonuçlanmasını bekliyor.

7 Eylül 2020’deki son duruşmadan birkaç dakika önce kendisine 18 yeni suçlama yöneltilen Assange, eğer iade edilirse Casusluk Yasası’nı ihlal ettiği gerekçesiyle ABD’de 175 yıl hapis cezasıyla yargılanacak. Londra’daki Ekvador Büyükelçiliği’ne sığınıp burada 7 yıl yaşayan Julian Assange, artık Ekvador Hükümeti için oldukça maliyetli bir misafir haline gelince 2019 Nisan’ında elçilikten çıkarılmıştı. Hemen ardından da İngiliz polisi tarafından tutuklanarak cezaevine konmuştu elbette. Batı demokrasisinin beşiğinde bu zamana kadar Julian Assange’ın başına gelenler ifade özgürlüğü kavramının nasıl yeri geldiğinde kulak arkası edilebildiğinin canlı bir kanıtı olarak önümüzde duruyor. Bu serüven nasıl bitecek bilinmez ama WikiLeaks ile tarihin en ünlü “hacker”ı haline gelen Julian Assange’ın hikayesi en başından anlatılmayı hak ediyor.

Genç Bir Hacker: Julian Assange

3 Temmuz 1971’de Queensland’de doğan Julian Assange, sanatçı ve savaş karşıtı bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Son derece hareketli bir çocukluk geçiren Julian 80’lerin sonuna kadar neredeyse 30 farklı şehirde ve kasabada yaşadı. 16 yaşında Mendax takma adıyla hackerlik yapmaya başladı. Başlangıçta iki arkadaşıyla birlikte “Uluslararası Yıkıcılar” adında küçük bir hacker grubu kurdu.
1989’da NASA’nın hack’lenmesinde Julian’ın da rol aldığı söylense de bu hiçbir zaman kanıtlanamadı. 91’de telekomünikasyon şirketi Nortel’in Melbourne’deki ana bilgisayarını hackleyince polis takibine alındı, yakalandı ve 31 farklı siber suçtan yargılandı. İyi hali ve sorunlu çocukluğu da göz önüne alınarak serbest bırakıldı. Bundan sonra iki üniversiteye giden Assange ikisini de hiçbir zaman bitirmedi. Ardından önce Victoria polisine, sonra da Avustralya’nın ilk internet servis sağlayıcılarından birine teknik destek sağlamaya başladı. 1999’da leaks.org alan adını tescil ettiren Assange, bu alan adıyla şimdilik bir şey yapmasa da daha o dönemden devrimci bir projenin peşinde olduğunun işaretini veriyordu. 

Açık Toplum İçin Wikileaks

2006’da arkadaşlarıyla birlikte WikiLeaks’i kuran Assange, başlangıçta Somalili bir isyancı grubundan tutun da Scientology hareketinin iç yazışmalarına kadar farklı alanlarda ama pek fazla ilgi çekmeyen belgeleri yayınladı. Asıl büyük haber ise 2010 yılına gelindiğinde patlayacaktı. Amerikan helikopterinin Bağdat’ta ikisi Reuters muhabiri toplam 18 kişiyi hedef aldığı saldırının görüntüleri WikiLeaks tarafından yayınlanınca Assange tüm dünyayı yerinden oynatan adam haline geldi.

Bunun hemen ardından videonun da kaynağı olan ordu istihbarat analisti Bradley Manning’in sağladığı ABD Ordusu’na ait yaklaşık 400 bin belgeyi, ardından da ABD Dışişleri Bakanlığı’nın çok gizli diplomatik yazışmalarını paylaşan Assange, şimdi dünyadaki birçok politikacı tarafından ajanlıkla ve teröristlikle suçlanacaktı. Assange ise daha 90’larda resmi belgelerin kamuya sızmasının insanlığın özgürleşmesinin yolu olduğunu savunuyordu. Birçok Şifrepunk gibi o da hükümetlere şüpheyle bakıyordu ve kapalı kapılar ardındaki gizli kapaklı işlerden halkın haberdar olması gerektiğini düşünüyordu. Ona göre bir gün sızıntılar öyle yaygın bir hale gelecekti ki politikacılar hiçbir sır saklayamayacak ve böylece tüm hükümetler açık, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşacaktı.

WikiLeaks “dünyadaki güçlü istihbarat örgütü, halkın istihbarat örgütü” olacaktı. 2012’de yazdığı ve dilimize de çevrilen ‘Şifrepunk: Özgürlük ve İnternetin Geleceği’ kitabında Assange Batı dünyasının da otoriter birtakım kontrol mekanizmaları inşa ettiği konusunda dünyayı uyarıyordu. WikiLeaks’in ve Julian Assange’ın başına gelenler aslında küresel güçlerin kendilerini tehdit altında hissettiklerinde nasıl davranacaklarını da açık açık ortaya koyuyor. 

 

Belgelerin yayınlanmasından kısa bir süre sonra Aralık 2010’da önce wikileaks.org sitesinin yayını, alan adı sağlayıcısı tarafından, DDoS (Distributed Denial of Service) saldırıları gerekçe gösterilerek durduruldu. Ardından Assange, İsveç’te kendisine yöneltilen cinsel taciz suçlaması gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Paypal, Visa ve Mastercard WikiLeaks’e bağış için kullanılan ödeme sistemlerini durdurdu. Tüm bunlar yine de WikiLeaks’e engel olamadı ve Assange bu sefer de Nisan 2011’de ABD’nin tartışmalı Guantanamo Hapishanesi’nden belgeler yayınladı. Alman Der Spiegel dergisinin tasnif edilmemiş WikiLeaks belgelerini bulup yayınlamasının ardından WikiLeaks de buna cevap olarak 130 bin ham belgeyi sitesinde yayınladı. Bu durum bu zamana kadar belgelerde adı geçen kişilerin güvenliğini sağlamak amacıyla isimleri gizleyen WikiLeaks’in önceki sızıntılarından farklıydı.

Assange mali engeller sebebiyle artık WikiLeaks’in belge paylaşmayacağını ve kaynak yaratmaya odaklanacağını duyurdu. Assange bu dönemde Rus kanalı RT’de başlangıçta adı The World Tomorrow (Yarının Dünyası) olan, daha sonra The Julian Assange Show denen bir program yapmaya başladı. Bir taraftan cinsel taciz suçlamasıyla davası süren Assange, mahkemede talepleri bir bir reddedilince Ekvador’a sığınma talebiyle başvurdu. 2012’deki talebi kabul edilince Assange’ın Londra’daki Ekvador Büyükelçiliği’ndeki yaşantısı başlamış oldu. 

ABD Başkanlık Seçimleri

WikiLeaks Temmuz 2016’da Hillary Clinton’un seçim kampanyasına ait 60 bin e-posta ve belgeyi sitesinde yayınlayınca Julian Assange bir kez daha gündeme oturdu. Yazışmalar Demokrat Parti’nin Bernie Sanders’tansa Hillary Clinton’un başkan adaylığını tercih ettiğini gösteriyordu. Demokrat Parti’nin kampanyasına büyük darbe vuran bu sızıntı Donald Trump’ın başkanlığına giden yolu da bir bakıma açmış oldu. Daha sonra FBI tarafından yapılan ayrıntılı inceleme, Rusya’yla bağlantılı bazı hackerların Demokrat Parti veri tabanına sızdığını gösteriyordu. Gerçekten de önceleri kişisel ve hassas bilgileri paylaşmamaya özen gösteren WikiLeaks bu sefer kredi kartı bilgilerine varıncaya kadar tüm bilgileri halka açmıştı. WikiLeaks’i bu zamana kadar destekleyenler bile gelinen bu noktada Julian Assange’ın yöntemlerini ve bağlantılarını sorgulamaya başladılar.

Tarihler Nisan 2019’u gösterdiğinde artık Assange’ın elçilik günleri sona erecekti. Ekvador verdiği desteği çekince Julian da elçiliği boşaltmak zorunda kaldı ve kendini, hala bir sakini olduğu Belmarsh Hapishanesi’nde buldu. Dijital insanın özgürlüğü arayışıyla çıktığı bu yolculuk Julian Assange’ın birçok tartışmalı ve şüpheli yola sapmasına sebep olsa da başına gelenleri hak edip etmediği büyük bir soru işareti…

Son olarak yakın zamanda hapishane arkadaşı hücresinde ölü bulunan Julian’ın kendisinin de doktor raporuna göre intihara eğilimi bulunuyor.

“Gerçekle başlamalısın. Gerçek, bir yere varabilmemizin tek yoludur. Çünkü yalanlara veya cehalete dayalı herhangi bir karar verme iyi bir sonuca götürmez.” Julian Assange

Kaynaklar:
https://www.smh.com.au/world/europe/from-hacker-to-fugitive-julian-assange-s-long-epic-journey-20180728-p4zu5p.html
https://en.wikipedia.org/wiki/Julian_Assange

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54066085
https://www.theguardian.com/media/2011/jan/30/julian-assange-wikileaks-profile
https://www.britannica.com/biography/Julian-Assange
https://www.newyorker.com/magazine/2010/06/07/no-secrets
https://www.wsws.org/en/articles/2020/11/09/belm-n09.html

Ebru YILMAZ
ErkinŞahinöz Akademi Blogger

Önceki BlogYALIN VE HAYAT
Yorumlar (0)
Yorum Yap